Merhaba, Yunus Emre Hazretinde buyurduğu üzere ete kemiğe büründüm Özgür diye göründüm.
Yani evet, kimliğimde yazan bu. Ama bu blogda okuyacağın şeyler sadece bir isimden ibaret değil; biraz yorgunluk, biraz umut, biraz geçmişin kırıntıları, biraz da geleceğe dair hayaller.
Bu sayfa…
Aslında uzun zamandır içimde taşıdığım bir şeydi. Düşüncelerimi, hislerimi, bazen öfkeyi bazen minnettarlığı paylaşabileceğim bir yer. Bazen susmak bile yetmiyor insana, anlatmak istiyor. Ama yüksek sesle değil, yazarak…
İşte bu blog da o ihtiyacın, o içsel dürtünün bir sonucu.
🎬 İlk adımı bir kısa filmle attım: “Şükür”.
Bir şeyi ilk kez yapmak insanı hem korkutur hem de heyecanlandırır. Ama ne olursa olsun, ilk adımı atmadan olmaz. O yüzden yazmaya da buradan başladım. Çünkü anlatacaklarım sadece filmlerle sınırlı değil.
💭 Peki ne bulacaksın bu blogda?
Bazen iç dökmeler, bazen sorgulamalar, bazen de kocaman bir “şükür” duygusu. Hayata bazen uzaktan, bazen en derininden bakmaya çalışacağım. Kimi zaman sustuklarımı yazacağım, kimi zaman hiç susmayan kafamın içindekileri.
🖤 Bu fakirin yolculuğu
Ne akademik kariyerim var, ne de milyonlarca takipçim. Ama içimde bir şeyler anlatmak isteyen bir “ben” var. Belki birilerine dokunur, belki sadece kendime iyi gelir.
Her halükârda bu sayfa, “özgürce” bir yer. Maskesiz, filtresiz, olduğu gibi.
Eğer bir gün bir satırda kendinden bir şey bulursan, bil ki yalnız değilsin.
Yolun açık, yüreğin hep sıcak olsun.
Sevgilerle,
Özgür

