Bir Zamanın İçinden Geçen Yedi Kalem
  1. Anasayfa
  2. İzledim / Okudum
Trendlerdeki Yazı

Bir Zamanın İçinden Geçen Yedi Kalem

Onları tanımak, sadece edebiyatı değil; vefayı, sadeliği, mücadeleyi de tanımaktır. Ve belki de bu çağda, en çok ihtiyacımız olan şey: Güzel adamları yeniden hatırlamak ve hatırlatmak...

2

Onlar sadece şiir yazmadı.

Kelimeleriyle, duruşlarıyla, sessizlikleriyle zamanın içinden geçip geldiler.

Yedi kalem…

Aynı davanın farklı yankıları gibi, aynı gönül dairesinin farklı uçlarında ama hep birbirini tamamlayan yedi yürek.

Birlikte yürüdüler. Aynı mektuplarda buluştular, aynı dizelerde birbirlerinin sesini duydular.

Görünmeden var oldular. Kalabalıklar onları tanımadan, onlar birbirlerini tanımanın hakkını verdiler.

Her biri ayrı ayrı güçlüydü:

Rasim Özdenören düşüncenin berraklığında, Erdem Beyazıt yürüyüşün inancında, Cahit Zarifoğlu çocukça bir merhametin derinliğinde, Alaeddin Özdenören sessizliğin içindeki dirençte… Ve diğerleri, hepsi başka bir yerden aynı dağ gibi yükseliyordu.

Şimdi dönüp baktığımızda, bir zamanın içinden sessizce geçip gitmiş gibiler.

Ama o zaman hâlâ içimizde bir yerde duruyor.

Çünkü biz onların mısralarıyla, onların cümleleriyle büyüdük.

Bazılarımız hiç görmeden onları sevdi.

Çünkü samimiyetin tanınmak için zamana ya da medyaya değil, kalbe ihtiyacı var.

Bugün kalabalıklar içinde yalnız, herkes içinde suskun olanların göğsünde hâlâ bir mısra çınlıyorsa…

O, büyük ihtimalle onlardan birine aittir.

Çünkü onlar, bir çağrı bırakıp gittiler.

Ve biz, o çağrıyı duyabilecek kadar sessizleşebiliyorsak, hâlâ geç kalmış sayılmayız.

Eğer onların kaleminden dökülenlere biraz daha yaklaşmak, dostluklarına, sessizliklerine ve mücadelelerine tanıklık etmek istersen, “Yedi Güzel Adam” dizisini mutlaka izlemelisin; edebiyatla yoğrulmuş bir zamanın ruhunu hissetmek için güzel bir başlangıç olur.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 7
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

İnsanı anlamaya çalışan bir sosyoloğum. Aileyi bir yapıdan çok, yaşayan bir organizma gibi gören bir danışmanım. Mesleği, kişilikle değil de kimlikle buluşturmaya inanan bir kariyer yol arkadaşıyım.Hayatın sorularını da cevaplarını da tek bir alanda aramıyorum. Çünkü biliyorum ki bir insanı anlamak, sadece onun söylediklerini değil, sustuklarını da duymayı gerektirir. İşte bu blogda, duymaya, anlamaya ve aktarmaya çalıştığım ne varsa; kimi zaman bir deneme, kimi zaman içten bir günce, kimi zaman da bir yol arkadaşı notu olarak seninle buluşacak.İçinden geçip gittiğimiz hayatın, sadece başımıza gelenler değil; nasıl anlam yüklediğimiz şeyler olduğunu düşünen biriyim. Yazarken niyetim bilgi vermek değil; bazen birlikte durup düşünmek, bazen sessizliğe bir isim koymak, bazen de bir cümlede kendimizi bulmak.Çünkü insan insana iyi gelir. Kelimelerse en güzel aracıdır.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen İnsan Olduğunuzu Doğrulayın.


Yorumlar (2)

  1. Yedi kalem, yedi zaman… Her biri ayrı bir hatıra gibi aktı satırlardan.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen İnsan Olduğunuzu Doğrulayın.