Mümkünlerin Kıyısı
  1. Anasayfa
  2. Günce
Trendlerdeki Yazı

Mümkünlerin Kıyısı

“İmkânsız” sandıklarımızla “mümkün” olanlar arasında bir sınır var mıdır? O sınır aslında bizim korkularımız mı, yoksa zamanın bize çizdiği bir çerçeve mi?” sandıklarımızla “mümkün” olanlar arasında bir sınır var mıdır? O sınır aslında bizim korkularımız mı, yoksa zamanın bize çizdiği bir çerçeve mi?

2

Bütün mümkünlerin kıyısındayız.

Hayat, bizi her gün biraz daha bu kıyıya getiriyor.

Adımlarımızın izleri bazen geri dönüyor, bazen ileriye uzanıyor; ama ne yana baksak, ufuk çizgisi hep orada.

Kıyı dediğin, aslında bir geçit. Ne tam toprak ne de tam deniz… Ne tamamen güven ne de bütünüyle bilinmezlik. İnsan orada, iki arada bir derede kalır. İçinde bir çağrı vardır; “yola çık” der, “açıl” der. Ama aynı anda bir fısıltı daha vardır: “Kal, bekle, tutun.” Ve biz, çoğu zaman, bu iki sesin arasında suskunlaşırız.

Mümkünlerin kıyısında durmak, bir sınırda beklemek gibidir. Hayal ettiklerin oradadır, adını koyamadıkların oradadır, bazen de korktukların… Bir adım atsan bambaşka bir hayat, bir adım geri çekilsen alışılmışın dar çemberi. İnsanı büyüten de budur aslında: Atamadığı adımların yükü, attığı adımların bedeli.

Deniz, dalgalarıyla hep çağırır bizi. Çünkü mümkün olanın sesi dalgaların sesine benzer: Yaklaşır, çekilir, bir daha yaklaşır. İnsan kalbinde hep bu dalgaları duyar. Bir şey değişsin isteriz, yeni bir kapı açılsın, ufuk biraz daha genişlesin… Ama çoğu kez adımlarımızı tutan görünmez zincirlerimiz vardır. Kimi zaman korkularımız, kimi zaman alışkanlıklarımız, kimi zaman da yanlış bildiğimiz doğrular.

Kıyıda beklemek kolaydır. Çünkü bekleyen, hiçbir şeye henüz başlamamıştır. Başlamayanın kırılma ihtimali de yoktur. Ama unutulur ki kıyıda bekleyen, aynı zamanda varamayandır. Limanda kalan gemi çürümez belki ama hiçbir yere ulaşmaz da.

İşte mümkünlerin kıyısı, tam da bu yüzden kalbin imtihanıdır. İnsana sorar: “Cesaretin mi ağır basacak, yoksa korkuların mı?” Belki de her insan ömründe defalarca bu kıyıya gelir. Kimimiz gözlerimizi kapatır, kimimiz ufka bakar, kimimizse hiç dönüp bakmadan geçer gider.

Ama bir hakikat var:

Kıyı, sadece sınır değildir. Aynı zamanda başlangıçtır.

Mümkünlerin kıyısında duran her kalp, aslında kendi iç denizini seyreder. Belki açılmaya cesaret edemese de, içindeki dalgalar bir gün kıyıyı aşar. Çünkü hayat, bizi daima bir sonraki ihtimale çağırır. Ve hiçbir dalga, sonsuza kadar kıyıda oyalanmaz.

“Eğer kıyıdaysak, hâlâ bir sefer ihtimali vardır. Çünkü yolculuk, suya açılmakla değil, kalbin yönünü seçmesiyle başlar.”

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 2
    be_endim
    Beğendim
  • 2
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

Yazmak sadece aktarmak değil…Bazen bir boşluğu doldurmak değil, bilerek eksik bırakmaktır.Yazmak anlamaya, durmaya, beklemeye de benzer. Zihnimin ardında başlıyor bazen cümlelerim. Düzeni olan ama kuralı olmayan bir dille…Her yazı, biraz düşünce, biraz sezgi, ve çoğu zaman içe bakan bir aynadır. Sade değil belki ama sahici. Düz değil ama samimi. Devrik ama bilinçli.Ben burada sadece yazmıyorum. Arıyorum. Hatırlıyorum. Bazen de unutuyorum. Ve sen okuyorsan, artık bu yol yalnız değil.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir
Yekpare Bir Akış

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen İnsan Olduğunuzu Doğrulayın.


Yorumlar (2)

  1. 28 Ağustos 2025

    Peki biz gerçekten kıyıda mıyız? Yoksa kıyının hayalini mi seyrediyoruz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen İnsan Olduğunuzu Doğrulayın.